TOSBAĞA TV
google etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
google etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2010 Pazar

ADSENSE REKLAM GELİRİ NASIL ARTIRILIR ?

Google Adsense reklamı yayınlıyorsanız ve kazandığınız para çok az ise bunu yükseltebilirsiniz. Reklam gösterimlerinde Google Adsense blogu bu konuda bir yazı yazmış ve sizlerle paylaşmak istedim.
google adsense
AdSense’te gelir elde etmenin ve sitelerinizde gösterilen reklamları denetleyebilmenin yeni yolları için sizden istekler alıyoruz. Bir yıldan daha uzun bir süre önce, AdSense yayıncılarının sitelerinde gösterilmek için rekabet eden görüntülü reklamların sayısının artmasına yardımcı olmak üzere, kalifiye üçüncü taraf sağlayıcılar tarafından sunulan görüntülü reklamları kabul etmeye başladığımızı muhtemelen hatırlıyorsunuzdur.
Bugün, bu özelliğin kullanıma sunulmasını ve görüşlerinizi göz önünde bulundurarak, Google sertifikalı birden çok reklam ağının sitenizdeki reklam alanları için rekabet etmesine olanak sağlamaya yönelik planlarımızı bildirmekten memnuniyet duyuyoruz. Reklamlar ister AdWords reklamverenlerinden, ister kalifiye üçüncü taraf sağlayıcıları veya Google sertifikalı reklam ağlarını kullanan diğer reklamverenlerden gelsin bu yeni özellik, sitenizde gösterilen her reklamdan en yüksek karı elde etmenize yardımcı olacaktır.
Bu değişiklikle birlikte, katılımcı reklam ağları, AdSense sitelerinde görünmek için açık artırmamızda teklif verebilecektir. Bu reklam ağlarının nitelikleri nelerdir? Bunlar, sahip olmadıkları sitelerde reklam alıp satmak üzere reklamverenlerle ve yayıncılarla ortaklık kuran ajanslar ve şirketlerdir (AdSense’e çok benzer). Artık, sertifikalı diğer ağlarda bulunan reklamverenlerin reklam alanınız için AdWords reklamverenleriyle ve kalifiye üçüncü taraf sağlayıcıları kullanan diğer reklamverenlerle rekabet etmesine izin verebileceksiniz. Tüm raporlama ve ödemeler, her zaman olduğu gibi AdSense üzerinden yapılmaya devam edecektir.
Sitelerinizde yayınlanan reklamların kalitesinde önem veriyoruz. Bu nedenle, tüm katılımcı reklam ağlarına kullanıcı gizliliği, reklam kalitesi ve hız konusundaki standartlarımıza uyduklarını onaylayan sertifikalar vereceğiz. Sayfalarınızda hangi ağların reklam gösterebileceğini denetleyebileceksiniz. Belirli ağlardan veya hiçbir ağdan reklam almamayı tercih edebileceksiniz. Bu, isterseniz yalnızca AdWords reklamverenlerinin reklamlarını göstermeye devam edebileceğiniz anlamına gelir. Bu hesap ayarlarını yönetmeyle ilgili daha fazla bilgi edinmek için AdSense Yardım Merkezi’ni ziyaret edebilirsiniz. Google sertifikalı reklam ağlarından gelen reklamların AdSense sayfalarında görünmesine zaman içinde yavaş yavaş izin vereceğimiz için, reklamlarınızda veya kazancınızda ani bir etki görmeyeceksiniz. Bu özellik, başlangıçta Kuzey Amerika ve Avrupa’daki yayıncılar tarafından kullanılabilecektir. Ancak, ileride bu özelliği dünyanın diğer yerlerinde de kullanıma sunmayı umuyoruz.
Son olarak, bazı reklam ağları, kullanıcıların ziyaret ettikleri sitelerde daha alakalı reklamları göstermek için Google’ın ilgi alanına dayalı reklamcılık programına benzer araçlar kullanmaktadır. Sertifikalı ağların, daha sonra yapacakları ilgi alanına dayalı reklamcılık çalışmaları için sitenizden veri toplamasına izin verilmez. Ancak, kullanıcı gizliliği yönergelerine uyan ağların bu araçları kullanarak reklam göstermesine izin veririz. Bu sertifikalı ağlarda, kullanıcının ilgi alanına dayalı reklam gösterimini devre dışı bırakabilirsiniz. Üçüncü taraf reklam sunma gereksinimlerimizi bunu yansıtacak şekilde değiştirdik.
Yayıncıların, sitelerinde gösterilen reklamlardan etkili bir şekilde para kazanmasına yardım ederken kullanıcılara olumlu bir deneyim sağlamayı amaçlıyoruz. Daha fazla rekabetin uzun vadede daha fazla gelire dönüştüğünü göreceğinizi düşünüyoruz.

GOOGLE ADSENSE İLE NASIL PARA KAZANILIR?

Google Adsense üyeliğiniz kabul edildikten sonra, bu reklam servisini web sayfanızda iki şekilde kullanabilirsiniz. İçerik için Adsense ve Arama için Adsense olarak ayrılan bu iki reklam formatını şu şekillerde açıklayabiliriz.
İçerik için Adsense, web sitenizin içeriğiyle alakalı ve direkt ziyaretçi kitlenize hitap eden reklamları, onların çok da gözüne batmayacak şekilde sayfanıza yerleştirip, göstererek kazanç sağlayabileceğiniz bir reklam formatıdır. Sayfalarınızda gösterilecek Google reklamları, ziyaretçi kitlenizin web sitenizde aradığı öğelerle alakalı olacağından ilgi gösterme oranları da bir o kadar yüksek olacaktır. Gösterim ve tıklama başı ücret gibi bir fiyatlandırma politikası vardır.
Arama için adsense ile kazanç sağlamak için, web sitenize bir arama kutusu yerleştiriyorsunuz ve ziyaretçiniz bu arama kutusunu kullanarak bir kelime arattıklarında sonuç sayfasında konuyla ilgili reklamlar görünüyor. Böylece anahtar kelimeler temel alınarak görüntülenen reklamlara ziyaretçilerinizin dikkatini çekecek ve onları reklamlara ilgi göstermeye itecektir.
Peki Ne Kadar Kazanacağım?
Google Adsnse ile web sayfanızda yayınlayacağınız reklamlardan en kadar gelir elde edebileceğinizi hesaplamak güç. Zira kazancınız bazı faktörlere göre değişiklik gösterecektir. Bu faktörlerden en önemlisi de sayfalarınıza yerleştireceğiniz reklamların fiyatlandırması. Yani istem içerisinde yer alan tüm reklamların fiyatlandırması aynı değil. Değişen reklam veren bütçeleri, doğal olarak Google Adsense’in size yapacağı ödemeleri de doğrudan etkiliyor. Bunun dışında ziyaretçilerinizin ilgi göstereceği reklamlar da çok önemli. Yani tüm bunlar göz önüne alınınca ne kadar gelir elde edebileceğinizi hesaplamak güçleşiyor. Fakat şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, doğru planlanmış, yeterli ziyaretçi trafiği olan, benzersiz ve geniş içeriğe sahip adam akıllı bir web sitesiyle Adsense’ten “hatırı sayılır” kazanç elde edebilirsiniz.
Bu yazı CHIP dergisinin Temmuz 2010 tarihli sayısının eki olan “Herkes internette Para Kazanabilir” kitapçığından alınmıştır.
Google Adsense reklamcılık yayınında dikkat etmeniz gereken önemli detaylara değinen ve Adsense’den aylık 5,000$’a kadar kazanç elde etmenizi sağlayacak ipuçlarını Adsense Canavarı ve SEO Efendisi adlı kitaplarda bulabilirsiniz. Bu detaylar site içeriğinizden, reklam yerleşimine kadar çeşitli konulardan oluşmaktadır. Bu konuların en önemlisi de en çok kazandıran anahtar kelimeler ve bunlara yönelik içerik hazırlamaktan oluşuyor.

GOOGLE ADSENSE İLE PARA KAZANMA

Google Adsense; dünyanın her yerinde web sitesi sahibi olanların gelir elde etmek için kullandığı en yaygın reklam ağıdır. Dünyada ve ülkemizde de en çok bilinen bu reklam ağı web sitesi sahiplerine her ay yüzlerce, binlerce hatta on binlerce dolar kazandırıyor. Tabii ki bu sistemle para kazanmak için çok emek harcamak gerekiyor. Hile yaparak kazanma yolları olsa da bunlar sistem tarafından tespit edilip kazançları ödenmeksizin banlanıyorlar. Dolayısıyla emek harcanması gereken bir iştir.
Bu reklam ağından para kazanabilmek için Google’nin iki farklı sistemini iyi anlamak gerekiyor. Bunlar birbirini tamamlayan Adwords ve Adsense sistemleridir. Bu iki sistemi iyice anlamadan Adsense’den para kazanmak pek kolay olmayacaktır.
Adwords sistemi; reklamverenlerin kullandığı bir sistemdir. Çok gelişmiş olan bu sistemi kullanarak gerek Google aramalarında gördüğümüz reklam alanlarına, gerekse de Google Adsense reklamları yayınlayan web sitelerine reklam vermek için kullanılır. İstediğiniz anahtar kelimelere göre reklam vererek firmalar yada bireyler kendi ürünlerini veya sitelerinin tanıtımını yaparlar. Çok çeşitli seçim imkanları vardır. Dünya çapındaki en gelişmiş “odaklanmış ziyaretçi çekme” sistemine sahiptir. Seçebilecekleriniz arasında ziyaretçinizin hangi ülkede hatta hangi şehirde olduğu, hangi dili kullandığı, hangi anahtar kelimeyi aradığı gibi çok belirleyici imkanları vardır.
Adsense sistemi ise; reklam yayıncılarının (yani bizim) web sitelerimize reklam kodları yerleştirerek, bu reklamların tıklanmasından para kazanmamızı sağlayan sistemdir. Adsense ile sitemizde çıkan reklamlar Adwords’e reklamverenlerin verdiği reklamlardır. Ciddi derecede katı kuralları vardır. Gücünü de zaten buradan alır. Herhangi bir hileye izin vermez. Bu sayede Adwords deki reklamverenlerinin haklarını en iyi şekilde korumuş olur.
Bu sistem ile para kazanmak için Adwordsdaki reklamverenlerin en çok hangi konular için reklam bütçesi ayırdığını, hangi kelimelere tık başı daha çok para verdiğini, hangi dilde ve ülkedeki ziyaretçilerin daha değerli olduğunu iyi anlamak ve bu analizlere göre uygun siteler açmak bize en çok parayı kazandırır. Elbette rekabet işin zorlayıcı kısmıdır. Adsense üzerine o kadar farklı fikirler üretilip çalışmalar yapılıyor ki bunlara yetişebilmek ve rekabet edebilmek gerçekten zaman ve emek harcama işidir. Otomatik bloglar, niche siteler, major siteler vesaire çok çeşitli yolları deneyenler var. Bu konulardan ilerleyen yazılarımda daha detaylı bahsedeceğim.
Bütün bu analizlerin ve incelemelerin dışında kendi çapınızda açmış ve büyütmüş olduğunuz sitelere de Adsense kodları yerleştirip kazanç elde etmeye çalışabilirsiniz. Fakat bu tip bilinçsiz bir girişim size -büyük ihtimalle- tatmin edici bir miktar kazandırmaz.
Google Adsense ile ilgili olarak sitede yayınladığım ilk makalemin sonunda Google Adsense programına katılım şartlarının yazılı olduğu sayfanın linkini vermek istiyorum. Bu kuralları iyi anlamaz ve riayet etmezseniz Google Adsense yayıncılığınız çok uzun sürmeyecektir.

Hayırlı ve bol kazançlı günler dilerim.

Google'a url ekleme

Google'a site eklemek çok kolay. www.google.com/addurl.html adresine bağlanıyorsunuz. URL yazan yere, web sitesinin adresini başına http:// ekleyerek yazıyorsunuz. Yani http://bilgibombasi.blogspot.com şeklinde... Comments yazan yere de bu web sitesi ile ilgili yorum, tanıtıcı bilgi yazmanız gerekiyor. En son olarak Add URL butonuna tıklayabilirsiniz.

Siteniz eklendiğinde size herhangi bir mail gelmemekte. Yani bir mail beklemeyin. Formu doldurup gönderdiğinizde siteniz google'ye eklenmiş durumda olacaktır. Birkaç gün sonra sitenizin google'de aramalarda çıkması mümkün olacaktır. Arama motorlarında çıkabilmeniz için google sitenizi önce index'lemesi gerekmekte.

Google'a site ekleme

Google'a site eklemek çok kolay. www.google.com/addurl.html adresine bağlanıyorsunuz. URL yazan yere, web sitesinin adresini başına http:// ekleyerek yazıyorsunuz. Yani http://bilgibombasi.blogspot.com şeklinde... Comments yazan yere de bu web sitesi ile ilgili yorum, tanıtıcı bilgi yazmanız gerekiyor. En son olarak Add URL butonuna tıklayabilirsiniz.

Siteniz eklendiğinde size herhangi bir mail gelmemekte. Yani bir mail beklemeyin. Formu doldurup gönderdiğinizde siteniz google'ye eklenmiş durumda olacaktır. Birkaç gün sonra sitenizin google'de aramalarda çıkması mümkün olacaktır. Arama motorlarında çıkabilmeniz için google sitenizi önce index'lemesi gerekmekte.

GOOGLE NASIL DOĞDU ?

Google ilk olarak bundan 7 yıl önce California’da Menlo Park’ta ki bir garajda iki üniversite öğrencisi (Larry Page ve Sergey Brin) tarafından kuruldu. Google kelimesi Milton Sirrota tarafından, Kasnel ve James Newman’ın yayınlamış oldukları "Matematik ve Hayal Gücü" adlı kitapla ünlenen googol kelimesinin üzerinde oynanmasıyla bulunmuştur. Google’ın oluşum süreci ise 1995’lere kadar dayanmaktadır. 

İki üniversite öğrencisi Larry Page ve Sergey Brin ilk olarak üniversiteyi tanıtma turlarında birbirleri ile tanışıyorlar. İnternet sitelerinde anlatıklarına göre her iki karakter birbirleri ile hiç anlaşamıyor ve sürekli münakaşa ediyorlar. Stanford üniverstesi bilgisayar bölümü öğrencileri ve Google.com’un kurucuları olan iki girişimcinin birbirleri ile farklı fikirlere sahip olmaları belki de ortaya bugün kullandığımız gelişmiş arama motorunun ortaya çıkmasını sağladı.
1996 yılı Ocak ayında Larry ve Sergey "BackRub" adlı arama motoru için birlikte çalışmaya başlarlar. "BackRub" adı arama motorunun sitelerden geriye dönük bağlatıları analiz etmesi fikri üzerine kurulur. Her iki genç öğrenci, tüm öğrencilerin yaşadığı parasal sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Fikirlerinin çalışıyor olması için sitelerinin bir sunucuda olması gerekir ama sunucuların fiyatları çok pahalı olduğu için Larry düşük kapasiteli bilgisayardan çok başarılı bir sunucu ortaya çıkarır. Bir yıl geçtikten sonra yapmış oldukları BackRub bağlatı analizi görenler tarafından çok beğenilir ve ünleri hızla yayılır. Üniversite içinde ağızdan ağıza teknolojileri konuşulmaya başlar.

1998 yılının ilk yarısında Larry ve Sergey projelerini mükemmel hale getirmek üzere çalışmaya devam ederler. Terabyte boyutundaki ucuz disklerleri alarak Google.com’un ilk veri merkezini Larry’in yurttaki odasına kurarlar. Bu sırada Sergey’de üniversitede bir ofis kurar. Potansiyel yatırımcılar ve arama teknolojilerinin lisansını satın almak isteyecek firmaları çağırmaya başlar.

Ofislerine Yahoo’nun kurucusu ve arkadaşları da olan David Filo’yu da davet ederler. David Filo sıkı bir  çıkardıklarını kabul etmekle birlikte Larry ve Sergey’i kendi arama motoru şirketlerini kurmaya cesaletlendirir ve

- "Tümüyle geliştirdiğiniz ve ölçeklenebilir duruma geldiğinde tekrar konuşalım" der.

Diğer yatırımcılardan hiç biri Google.com’la bu kadar fazla ilgilenmez. Hatta o zamanın önemli bir internet sitesi yöneticisi;

- "Rakiplerimizin % 80’ini kadar iyi olursak bu bizim için yeterli, bizim kullanıcılarımız arama ile gerçekten ilgilenmiyorlar" der.

O günün büyük internet şirketlerinin dikkatini çekemeyen iki ortak kendi başlarına hareket etmeye karar verirller. İhtiyaçları olan sadece yurt odasından çıkmalarını sağlayacak maddi bir destektir. Bir de google.com için satın aldıkları terabyte boyutundaki sabit disklerinden kaynaklanan kredi kartları borçlarını ödeyecek para lazımdır. Böylece doktora aaalerini bir yana koyup melek bir yatırımcı aramaya başlarlar. İlk ziyaret ettikleri hem arkadaşları hem de fakülte üyesi olan Andy Bechtolsheim olur. Bechtolsheim Sun Microsystems’in kurucularındandır. İki gencin gösterdiği demoya ilk bakışta yaptıkları işte çok büyük bir potansiyel olduğunu görür, ancak toplantıda çok az zamanı olduğu için onlara

- "Detaylar hakkında tartışmak yerine size sadece bir çek yazayım" der

ve Google Inc. adına 100.000 USD lık bir çek yazıp onlara verir.

Andy’nin yapmış olduğu bu yatırım aslında bir ikilem yaratmıştır. Yasal olarak Google Inc. şirketi olmadığı için bu çeki tahsil etmekte mümkün değildir. İki genç aile fertleri, arkadaşları ve yakın tanıdıkları ile şirket kurma çalışmalarıyla uğraşırken çek bir kaç hafta Larry’nin çekmecesinde bekler. Sonunda başlangıç sermayesi olarak yakınlarından 1 milyon doları toplayarak, şirketin ilk sermayesi için bir araya getirirler.

7 Eylül 1998’de Google Inc. California’da ki Menlo Park’da kapılarını tüm dünyaya açar. Kapı bir uzaktan kumandayla birlikte gelir. Çünkü ofisleri bir arkadaşlarının garajına bitişiktir ve kiracısı olduğu bu yeri onlara ikinci defa kiralamıştır. Bu yeni yerin büyük avantajları vardır; Çamaşır makinası, kurutma makinası ve jakuzi. Ayrıca şirkete alınan ilk eleman içinde park yeri de vardır. Bugün Google’ın teknoloji yöneticisi olan Craig Silverstein şirkete alınan ilk çalışandır.

Şirket açıldığında hala beta aşamasında olan Google.com günde 10.000 arama sorgusunu cevaplar. Başarılı sorgulama sonuçları basının ilgisini yeni kurulan bu şirkete çekmeye başlar. USA Today ve Le Monde gazetelerinde google.com’u öven makaleler çıkar. O yılın Aralık ayında PC Magazine dergisi Google.com’u ilk 100 site içinde gösterir ve 1998’in en başarılı arama motoru seçer. Böylece Google.com tüm dünyayla tanışmak üzere yola koyulur.

Google.com her yeni girişimci şirketin başına gelen sorun gibi ilk ofisleri olan Menlo Park’daki yer artık onlara yetmez. Şubat 1999’da yani kurulduklarından sadece 6 ay sonra Palo Alto’daki üniversite caddesindeki yeni ofislerine taşınırlar. Çalışanların sayısı nerdeyse üç katına çıkmış ve sekiz kişiye ulaşmışlardır. Arama motor günde 500.000 sorgulamayı karşılamaktadır. Şirkete olan ilgi yoğunlaşmıştır. Red Hat ilk kurumsal arama motoru müşterisi olarak Google.com sunucularında Linux açık işletim sistemi kullanılmak üzere onlarla anlaşma yapar.

7 Haziran’da şirkete Silikon vadisinin önde gelen risk sermaye şirketleri Sequoia Captial ve Kleiner Perkins Caufield & Byers 25 milyon dolarlık ikinci tur finansal sermaye girişini yapar.

Larry ve Sergey’in projelerini bugün tanımlamalarını istesek ve internet kullanıcıları neden sizi kullansın diye sorsak herhalde basit bir cevap verirlerdi:

"Arama motoru teknolojisine yenilik getirdik, yazılımımız aradığınız sözcükle bağlantılı sayfaları diğer arama motorlarından farklı analiz ederek daha iyi sonuç ortaya getiriyor ve kullanıcılar zaman kazanıyorlar."


Endüstri çağını geride bırakıp bilişim çağını yaşamaya başladığımız bu günlerde artık eski başarı hikayelerinin de yavaş yavaş değiştiğini görüyoruz. Günlük hayatımızı değiştiren dev firmaların doğuşu artık onlarca yıl sürmüyor. Hayat eskisinden çok daha hızlı bir şekilde akıyor ve bir bakıyorsunuz on yıl içinde hiç olmayan şirketler en büyükler arasında yer almış.

Böylesi hızlı bir gelişmeyi çok seneler önce Microsoft'la görmüştük. Sonra onu Yahoo, Amazon gibi internet çağının devleri izledi. Ama içlerinden birisi var ki hepsinden daha çok hayatımıza girdi, alışkanlık halini aldı. İşleyiş ve felsefe bakımından da üniversitelerde belki ders olarak okutulması gereken, şimdiye kadar kafamızda oluşturulan iş yeri fikrini çöpe atan ve yaratıcılığın sınırlarını sonuna kadar zorlayan, son derece dinamik bir bilişim devi Google.

Neden bu kadar heyecanla anlattığımı yazının ilerleyen bölümlerindeki resimlere baktığınızda ve vereceğim adreslerdeki videoları izlediğinizde anlayacaksınız. Ne yazık ki bu videolar İngilizce ama en azından Google Yerleşkesi'ni ve oradaki hayatı görmek açısından çok işe yarıyorlar.

Ama önce Google kelimesinin nereden geldiğine bakalım. Aslında birden sonra yüz tane sıfırdan oluşan sayının ismi olan Googol kelimesinin biraz değiştirilmesinden başka bir şey değil. Google bu terimi internet üzerinde bulunan çok büyük miktarlardaki bilgiye atıfta bulunmak için kullanıyor. 

Her Şey Nasıl Başladı

1995 - 1997 

Google'ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin ilk tanıştıklarında 24 ve 23yaşlarında üniversiteden yeni mezun olmuş gençlerdi. İlk başlarda konuştukları her konu hakkında zıt görüşleri savunmuşlardı ancak bu ikilinin ortak düşündüğü bir konu vardı: İnternet üzerinde bulunan tonlarca verinin bir şekilde sınıflandırılması ve arandığı zaman kolayca bulunabilmesi.

1996 yılında beraber çalışmaya başlıyorlar ve "BackRub" adını verdikleri arama motorunu geliştiriyorlar. Eski düşük seviye bilgisayarlardan kurdukları sunucu ortamı için üniversiteye yeni gelen parçalar arasında ödünç alabilecekleri parçalar bulabilmek o zamanlar için büyük nimet sayılıyor.

Aradan geçen bir yıl içerisinde bağlantıların çözümlenmesi için BackRub'ın getirdiği yeni yöntem gittikçe daha fazla ün kazanmaya başlıyor. 

1998 
Larry ve Sergey çalışmalarını geliştirmeye devam ediyorlar ve pazarlık ederek satın aldıkları terabyte kapasiteli diskleri Larry'nin yurt odasına yerleştiriyorlar böylece Google'ın ilk veri merkezi hayata geçmiş oluyor. Bu arada Sergey de potansiyel müşterilere ellerindeki ürünü anlatıp proje için kaynak sağlamaya çalışıyor. Ancak o zamanlar yükselişte olan ".com" şirketleri bile bu işe pek sıcak bakmıyor.

Hatta görüşülen potansiyel alıcılar arasında Yahoo'nun kurucularından David Filo da var ve genç iki arkadaşa projelerini kendilerinin geliştirmelerini ve belirli bir noktaya geldikten sonra müşteri aramalarını tavsiye ediyor.

Büyük oyuncuların ilgisini çekemeyeceklerini anlayan Sergey ve Larry kendi başlarına devam etme kararı alıyorlar ancak veri merkezini kurmak için kredi kartlarına yüklendiklerinden parasıkıntısı yaşıyorlar.

Tam bu sırada şansları geri dönüyor ve Sun Microsystems'in kurucularından Andy Bechtolsheim'la kısa da olsa bir görüşme ayarlayabiliyorlar. Yaptıkları sunumun sonunda Andy'nin bir yere yetişmesi gerektiğinden ikiliye aceleyle 100.000 $ değerinde bir çek yazıp ayrılıyor. Google Inc. adına yazılan bu çek ortada henüz öyle bir firma olmadığı için uzun sürebozdurulamadan bekliyor.

Eylül 1998'de üç kişilik kadroya sahip şirketlerini bir arkadaşlarının garajına yerleştiriyorlar. Bu arada günlük 10.000 arama sayısına yaklaşan beta aşamasındaki site gazetelerin ilgisini çekmeye başlıyor. Aralık 1998'de PC Magazine, en iyi 100 internet sitesi ve arama motoru arasında Google'ı da gösteriyor. Böylece Google gittikçe artan bir hızla tanınmaya başlıyor

1999 
Hızlı bir büyüme sürecine giren şirket sekiz elemana ve günde 500.000 sorguya erişiyor. En sonunda geliştirilmesi başlangıç için tamamlanan site 21 Eylül 1999'da beta yazısını kaldırıyor
2000 
Googleplex adını verdikleri ve şu anda da kullanılan şirket merkezinde yazının ilerleyen bölümlerinde daha ayrıntılı anlatacağımız yeni bir çalışma anlayışı gelişiyor. Hikayenin devamını zaten biliyorsunuz. Google şu anda günde 200 milyon sorguya cevap veren ve 500'den fazla çalışanı olan büyük bir şirket haline geldi. 
Google'ın Arama Teknolojisi 
Geleneksel arama motorları aranılan kelimenin her hangi bir sayfada kaç kere geçtiğini esas alarak çalışır. Google biraz daha farklı bir yöntem izliyor ve genellikle yarım saniyeden kısa bir sürede yapılan hesaplamalarla insan katkısı olmadan sonuçlar karşınıza getiriliyor. Bu teknolojinin temelinde, Larry ve Sergey tarafından geliştirilen, PageRank ve Hypertext Eşleme Çözümlemesi teknikleri yatıyor. 
PageRank 
Bu yöntem, internette bulunan sayfaların, 500 milyondan fazla değişken ve üç milyardan fazla terimle hesaplanarak, tarafsız bir şekilde seviyelendirilmesidir. PageRank yöntemi bağlantıları saymak yerine onları sınıflandırma amaçlı kullanır. Örnek vermek gerekirse sayfa A'dan sayfa B'ye verilen bir bağlantı sayfa A'dan sayfa B'ye verilen bir oy şeklinde algılanır. Google bu oyları karşılaştırarak sayfaların önemlilik seviyesine karar verir.

Ayrıca oyları (bağlantıları) veren sayfaların seviyesi de hesaba katılır. Yani yüksek seviye bir sayfadan verilen bağlantının ağırlığı daha fazla olur. Bu yöntem tarafından onaylanmış ve tamamen dinamik şekilde belirlenen seviyelere göre bir Google araması yapıldığında seviyesi yüksek olan sayfalar diğerlerine göre daha yüksek sıralarda çıkarlar.

Google kesinlikle kendi çalışanlarını bir sayfanın önem sıralamasını belirleme işleminde kullanmıyor. Buna bir örnek vermek gerekirse arama bölümüne başarısızlık anlamına gelen "failure" kelimesi yazılıp aratıldığında birinci sırada Amerika Başkanı George W. Bush'un Beyaz Saray internet sitesindeki sayfası çıkıyor. Bu durum bir süre önce e-postalara konu olmuştu ve elden ele dolaşmıştı. Gelen tepkiler üzerine Google'dan yapılan açıklamada sayfa önceliklerinin tamamen kendiliğinden belirlendiğini Bush ve başarısızlık kelimesinin internet üzerinde çok fazla yan yana kullanılmasından ve internet üzerinde pek çok sayfanın Beyaz Saray'ın internet sitesindeki bu sayfaya bağlantı vermesinden dolayı böyle bir sonuç çıktığı belirtilmişti.

Google'ın böyle bir yöntem kullanmasından dolayı kendi seviyelerinin artması ve arama motorlarında ön sırada çıkabilmek açısından bazı firmalar diğer yüksek seviyeli sayfalara kendi bağlantılarını koymaları için para bile ödüyorlar. Belki dikkatinizi çekmiştir bu amaçla kullanılmak üzere bazı sayfalarımızın alt kısmında yan yana üçerli gruplar halinde bağlantılar (backlink) yer alıyor.

Hypertext Eşleme Çözümlemesi 
Yine geleneksel arama motorlarının tersine Google hypertext (yardımlı metin) tabanlı bir arama motoru. Yani bir sitede bulunan bütün yazıların yazı karakterine, bulundukları yerlere ve alt gruplarına bakarak o sayfa hakkında karar veriyor. Ayrıca söz konusu olan sayfalara komşu sayfaları da bu çözümleme sürecine katıyor. Bu derinlemesine etkili veri çözümleme tekniği sayesinde Google yapılan aramaya en yakın sonuçları karşımıza çıkarabiliyor.

Burada anlatılanlar Google'ın kullandığı tekniklerin en temel olanlarının basitçe anlatılmış halleri aslında süreç çok daha karmaşık. Günümüzde eğer bir sayfanın devamlı okuyucusu değilseniz büyük ihtimalle aradığınız bir bilgiye arama motoru sayesinde ulaşıyorsunuzdur. Bu yüzden arama motorlarında ön sıralarda çıkan sitelerin okunma oranı da daha fazla oluyor. İşte sırf bu amaçla yani sizi arama sonuçlarında daha yüksek seviyelere getirmek için çalışan yeni bir meslek doğdu: Arama Motoru Mühendisliği. Bu kişiler Google'ın ve diğer arama motorlarının ne tür şeylere dikkat ettiğini çok iyi biliyorlar ve sayfanızı nasıl yapmanız gerektiğini size söylüyorlar. Bir çeşit danışmanlık hizmeti gibi düşünülebilir. Ancak internet üzerinde bunu yaptığını iddia eden pek çok kişi var. Google'ın arama motorunda devamlı değişiklikler yaptığını ve sürekli yeni özellikler eklediğini düşünürseniz bunların büyük çoğunluğunun uydurma veya yetersiz olduğu sonucuna varabiliriz. Bu yüzden kendisinin bu konuda bilgili olduğunu söyleyen kişilere dikkat etmenizde fayda var çünkü Google resmi olarak böyle bir yetki veya sertifika kesinlikle dağıtmıyor. 

Yaratıcılık, Dinamizm, Sinerji 
Google, çağın hızına uygun ve son derece esnek yeni bir çalışma yöntemi getirdi. Yazı içinde gördüğünüz resimler ve videolar sanki farklı bir kurtarılmış dünyada yaşıyorlarmış hissi getiriyor. Hayatın dinamik olgularını kendi kafalarına göre değiştirmeye çalışmıyorlar bunun yerine kendilerini ona uyduracak yaratıcı fikirlerle ortaya çıkarıp bunu zaman içinde geliştirme yöntemini seçiyorlar. En iyi hizmetin bile mutlaka geliştirilecek bir yanı vardır mantığıyla yaratıcılıklarını engellemiyorlar. Hatta yaratıcılıklarını kaybetmemek için en olmadık şeylerle karşımıza çıkabiliyorlar.

Son zamanlarda kulağımıza sıkça gelen kelimelerden biri de sinerji. Ne demek sinerji; eş zamanlı ve uyumlu hareketten doğan güç. Sinerjiyi yakalamak pek kolay bir şey değil. Öncelikledoğru insanlar ve doğru ortam şartları gerekiyor. Google'ın bunu çok iyi becerdiğini söyleyebiliriz.

Bilişim çağında çok hızlı değişen akımlara uyum sağlamak hatta bu akımları bizzat yaratmak için son derece dinamik bir yapıya sahip olmak gerekiyor. Çalışanların büyük kısmınıngençlerden veya genç kalanlardan oluşuyor olması Google'a bu konuda önemli artı sağlıyor.

Kısacası Google'ın böylesi kısa bir zaman içerisinde büyük bir başarıya imza atmasının sırrını bu üç kelimede özetleyebiliriz: Yaratıcılık, dinamizm, sinerji... 

Google nasıl para kazanıyor! 
Şimdi Google’nin sitesine giriyoruz aramamızı yapıyoruz ve çıkıyoruz.Google’nin verdiği google earth vb. Programları bedava indiriyoruz kullanıyoruz.Hatta yeni bir çok hizmetini kullanıyoruz.Süreklide yeni hizmetleri çıkıyor zaten...

Peki Google’yi dünyanın en çok kazanan şirketlerinden birisi yapan nedir,parayı nereden kazanıyorlar.Ben bu soruyu kendi kendime epey sormuştum aslında ama site yapmaya başlayınca öğrendim.Google’nin para kazanma mantığı aslında çok kolay,hatta o kadar kolayki sistem kendi kendinede dönüyor denilebilir.

Google’nin oluşturduğu düzene göre hem kendileri hemde web sitesi sahipleri kazanıyorlar.İş böyle olunca herkeste kazanıyor zaten...

Google web siteleri ile 2 şekilde anlaşır.
1-Reklam veren olarak
2-Reklam yayınlayan olarak
Biz önce reklam verenlerden başlayalım; Google reklam yayınlamak isteyen web sitesine derki sen benim verdiğim kodları al sitene koy bende rasgele site reklamları koyacağım oraya,ziyaretçilerinin her tıklamasında da sana belli bir ödeme yapacağım.

Hemen hemen bütün siteler bu anlaşmayı yapıyor.Böylece web siteleri için para kazanma imkanı doğarken,Google içinde reklam yayınlayacak milyonlarca alan oluşuyor.Şimdide Reklam verenlere dönelim; Google reklam vermek isteyenlere derki , senin reklamını milyonlarca farklı internet sayfasında yayınlayabilirim.Bunun karşılığında da senden bu reklamlara tıklayıp sitene gelen her kişi için belli bir miktar alırım.(Bu anlaşmanın detayları iki taraf arasında görüşülür.)

Google bu anlaşmayı yaparken belirlediği fiyatlardaki mantık şöyledir: 

Google ve Hizmetleri

Hemen hemen her internet kullanıcısının en sık başvurduğu ve neredeyse internetin vazgeçilmez en çok ziyaret edilen sitelerinden biri olan hatta 1. sıradaki sitesi googleyi yakından tanımaya ve bize sunduğu diğer servislerini incelemeye nedersiniz?
Evet google günümüzde ve gelecek günlerimizde popularitesini koruyacak seviyede ve kullanımı en rahat arama motorlarından biri, peki bu google ne yer ne içer de bize bu imkanları tanır dilerseniz ilk etapta bunun üzerinde biraz detaya inelim.
Google ilk etapta bir arama motoru olarak yayın hayatına başladı ise de ileriki aşamalarda farklı farklı servisleri ile internetin bir numaralı web sitesi olmayı başarmış durumda.
Googlenin kendine has bir algoritması vardır bu algoritma kriterleri oluşturmaktadır, bu kriterler sayesinde internette hizmete açılmış siteleri değerlendirip en kaliteli sonucu aramalarda sunmayı hedeflemektedir ve büyük bir ölçüde de bunu başarabilmektedir, bu sayede internetin en iyi arama motoru olmayı başardı diyebiliriz.
Google de üst sıralara çıkabilmek ve googlenin oluşturmuş olduğu algoritmayı bi nebze çözmek adına web alemimnin bekçileri dediğimiz webmaster’ler kıyasıya bir yarış sergilemekteler bu yarışın adına da SEO (search engine optimizasyon) arama motoru optimizasyonu adını vermekteler. Yani web sitelerini googlenin algoritmasına uygun bir şekilde şekillendirmekteler bu sayede arama sonuçlarında alakalı bir kelimede google tarafından üst sıralarda çıkmayı hedeflerler, üst sıralarda çıkmak webmaster’ler açısından en çok kullanılan arama motorunun ziyaretçi sayısından bi parçada olsa kendi sitelerine yönlendirmek.
Şimdide dilerseniz googlenin arama motoru özeliğinin dışında bize sunduğu diğer yan servislerini kısa kısa inceleyelim;
Google Analytics
Bu servise üye olmanız halinde size verilen kodu mevcut web sitenize yerleştirirsiniz ve sitenizin günlük, aylık, yıllık çok geniş çaplı istatistiğini elde elde edersiniz, bu istatistikler neler olabilir; sitenize kaç kişi girmiş, hangi kelimelerle sitenize erişmiş, sitenizde ne kadar zaman geçirmiş, sitenizde nereleri tıklamış vb. kriterlerde istatistik elde edebilirsiniz.
Google Earth
Yeryüzünde görüntülemek istediğiniz bir noktayı harita üzerinde sıradan haritalardan daha görsel bir şekilde detaylı bir şekilde fotoğraflar ve size sunar.
Google Adsense
Googlenin web masterlere sunduğu bir nevi reklam sponsorluk servisidir bu servise üye olarak web sitenizden gelir elde edebilirsiniz.
Google Adwors
Googlenin reklam verenler ve yayıncıları buluşturup reklam verenlerden bir komisyon aracılığıyla sunduğu bir reklam dönüşüm servisidir.
Google Gmail
7345 MB kapasiteli pop destekli hızlı ücretsiz mail adresi hizmetini internet kullanıcılarına sunar.
Google Grafik
Googlede veri makale değilde bir resim arayıp bulmak istiyorsanız, googlenin bu arama kutucuğunu kullanabilirsiniz, tek yapmanız gereken resimle alakalı bir kelimeyi arama kutucuğuna girip arama butonuna basmak ;)
Google Gruplar
Bir  grup oluşturup fikirlerinizi paylaşabilir veya herhangi bir konuda başka insanlarla tartışmak üzere konular dile getirebileceğiniz bir servis.
Google Maps
Dünya haritasının googlece internet kullanıcılarına sunulmuş hali.
Google Moon
Uydu üzerinden ayı ve ayın yüzeyini izleyebilme imkanı sunan servisidir.
Google Books
Web üzerinden online kitap edinebileceğimiz bir diğer güzel servisi.
Google Reader
Bir web sayfası üzerinden hem arama hemde ön izleme yapma imkanını sunar.
Google Scholar
Sadece akademik araştırmalar için googleden faydalanmak istiyorsanız bu arama servisi tam size göre.
Google talk
Googlenin anlık mesajlaşma servisidir.
Google Toolbar
Google de değilken bile googlenin bu browser eklentisi sayesinde googleye girmedenarama yapabileceğiniz bir servis.
Google Video
Googlenin youtube tarzı video paylaşım servisi.
Google  Translate
Googlenin beklide en güzel servislerinden biri diyebileceğimiz servislerinden biridir, ister bir text dosyasını ister bir web sitesini bir dilden başka bir dile diğer çeviri sistemlerinden daha kaliteli bir şekilde dönüştürmenizi sağlar.
Öyle görünüyorki google çalışanları hiç boş durmuyor teknolojiye ayak uydurup bizlere çok ilginç servisler sunmaya devam edecekler, açıkçası google sayesinde internet daha bir tertipli ve hızlı kullanılmaya başlandı diyebiliriz sonuçta internet koca bir derya aradığımız verilere ulaşmamız biraz güç olurdu google ve benzeri arama motorları sayesinde bu veriler bizlere daha rahat ve kolay bir şekilde ulaştırılabilmekte elbette en iyi arama sonucunu verdiği için en populer arama motormuz şimdilik google.